2017 yapımı Atomic Blonde, Antony Johnston’ın 2012’de yayınladığı Coldest City adlı çizgi romanın bir uyarlaması.

Hikaye, İngiliz gizli servisi MI6 birimine çalışan ajan Lorraine Broughton’ın iş arkadaşı James Gascoigne’in KGB tarafından öldürülüşü ve kayıp ajanların listesini bulmak üzere Berlin’e gidişini konu alıyor. Yönetmen koltuğunda ilk John Wick’in yönetmeni David Leitch‘in oturduğu, başrolünde ise Charlize Theron, James McAvoy ve Bill Skarsgård gibi isimlerin bulunduğu Atomic Blonde, eserin aksine çok renkli ve hareketli bir yapım.

Charlize Theron & James McAvoy

Sürekli ters köşe yapma amacında olan bir casusluk filminde, ana karakterin bütün olaylar sonucunda sağ çıktığını bilmek anlatımı baltalayan en büyük unsur. James McAvoy’ın usta bir şekilde hayat verdiği David Percival karakteri, sürekli gözümüze ‘bakın, ana kötü karakter bu!’ şeklinde sokuluyor. Sorgu sahnelerinde defalarca altı çizilen ‘CIA gelmesin!’ cümlesi ise, filmin sonunda gerçekleşen ters köşenin habercisi niteliğinde sunuluyor. Bu göze parmak tercihler, anlatımın ucuzlaşmasına yol açıyor.

Charlize Theron – Lorraine Broughton

Bu kendi içerisinde nispeten tutarlı ama yavan anlatımı süsleyen görsel ve işitsel unsurlar, filmin en güzel yanlarını oluşturuyor. Görüntü yönetmeni Jonathan Sela ile Mark Rosinski, çok kaliteli bir görsel eser ortaya çıkarmış. Kullanılan renklerin uyumunu sergileyen genel & boy çekimleri, karakterlerin giydiği kıyafetler, soğuk savaş iklimini yansıtan renk filtreleri, objelerin ışıklandırılışı ve irili ufaklı birçok detay, filmi son yıllarda üretilen aksiyon yapımları arasından çok farklı bir konuma yerleştiriyor. Tercih edilen 80’ler şarkıları ise güzelliklerinin yanı sıra, aksiyon sahnelerinde kullanılış biçimiyle de öne çıkıyor.

Charlize Theron’un rolüne gösterdiği özene hayran kaldım. Karakterin soğukkanlı karizmatik ajan ama bir o kadar da herkes gibi sadece insan olduğu gerçeğini yansıtmayı doğru tercihler ile başarıyor. Film gerektiğinde karakteri doğal haliyle izleyiciye sunarak, onun havalı kıyafetleri olan yüzeysel bir figürden ibaret olmadığını cesur bir şekilde anlatıyor.

Charlize Theron – Lorraine Broughton

Charlize Theron’un rolüne gösterdiği özen demişken, aksiyon sahnelerine değinmemek olmaz. Neredeyse hiçbir sahnede dublör kullanmadan; aylarca eğitim alarak bu sahnelerin üstesinden gelmiş Theron. Sete gelmemeyi bırakın, repliğini bile yeşil kulaklık ile alan insanların olduğu bir sektörde, rolüne bu derece tutkuyla hazırlanan oyuncuların var olduğunu bilmek beni çok mutlu ediyor. Filmin sonlarına doğru, yaklaşık 15 dakika uzunluğunda ve tek plan ile çekilen aksiyon sekansı dahil olmak üzere, neredeyse bütün yakın dövüş sahneleri tek plan çekilmiş. Bu efor ve kurgu takdiri hak ediyor.

Sonuç olarak Atomic Blonde, casusluk janrasının önemli parçalarından olan ters köşe unsurunu bol ama özensiz kullanan, etkileyici bir sinematografi, oyuncu kadrosu ve aksiyona sahip, Charlize Theron’un karizması ile sırtında taşıdığı bir film.

CADDE NOTU: 6,5 / 10

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s