Daredevil 3. sezonuyla 19 Ekim’de geri döndü. Önümde Netflix, üstümde Daredevil hırkası ve elimde kahvem ile yaklaşık 1,5 günlük maraton sonucunda diziyi bitirdim. Ve söylemeliyim ki Daredevil, en kaliteli çizgi roman dizisi olmaya devam ediyor. İnceleme yazısı spoiler içerir.

İlk sezon, çok iyi yazılmış ve oynanmış karakterler ve onların ortaya çıkardığı etkileyici bir hikaye anlatımı vardı. Üstüne özenle hazırlanan aksiyon, karakteri yansıtan sinematografi ile müzikler de eklenince çok geçmeden Daredevil gönüllerde taht kurmayı başardı. İkinci sezon ise merkezine Frank Castle’ın dramatik The Punisher olma hikayesini merkeze alırken, Matt Murdock’ı Elektra üzerinden ele almaya devam etti. Yan karakterler ise Matt Murdock’ın hayatında bulunan yüzeysel insanlar olmaktan çıkarak kendi kimliklerine bürünmeye ve bir adım öne çıkmaya başladı. Dizi aynı zamanda Kingpin’in dönüşünün sinyallerini verdi. Yeni sezon ise iki sezonluk hikaye anlatımının finali. Ve iyi yazılmış bir finali.

DqJZm_EXgAA0rcQ

Yeni sezonda değişen ne var diye soracak olursanız, kesinlikle hikaye anlatımı derim. Benjamin Poindexter’ın (Bullseye) köken anlatımında Wilson Fisk’in edindiği rol iki karakterin arasındaki bağı güçlendirmenin yanı sıra, ikisini de daha tehditkar bir konuma getiriyor. Çocukluğundan gelen psikolojik sıkıntılarını aşamayan Poindexter’ın yozlaşma süreci Wilson Bethel’ın etkileyici performansı ile birleştiği zaman ortaya güzel sahneler çıkıyor. Karakterin takıntılarının 30 saniyelik bir ev düzenleme sahnesi ve platonik bir pizza gecesi gibi detaylar ile sunulması anlatımı derinleştiriyor. Bu sahnelerde tercih edilen yöntem ise yönetmen dokunuşunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

tumblr_pgww2zJ6ya1qeeipjo4_1280

Yukarıda Kingpin adını kullandım çünkü sonunda lakabını alıyor Wilson Fisk. Bunu ise bir oyuncak gibi oynadığı FBI ajanları veriyor. Burada sezonun arada kalan ismi, Jay Ali’nin hayat verdiği Rahul ‘Ajan’ Nadeem devreye giriyor ve sezon genelinde klişe bir rol edinse de yaptığı fedakarlık ile hikayenin gidişatına yön veriyor. Ailesinin çektiği maddi sıkıntıları telafi etmeye çalışırken Fisk’in kurbanı haline gelişine şahit oluyoruz.

3 sezondur izlediğimiz Wilson Fisk, çizgi romanlara göre daha ciddi bir kişilik. Vincent D’Onofrio ise bu rol için biçilmiş bir kaftan olduğunu yine kanıtlıyor. Stanley Kubrick ile çalışan bir isim kötü oyuncu olabilir miydi zaten? Klasik takımını üstüne geçirdiği andan itibaren ilk sezondan bu yana çok iyi yazılan karakteri tekrara düşürmeden önümüze taze bir şekilde sunuyor D’Onofrio. Fisk’in sahnelerinde tercih edilen renkler, dekor, müzik ve çekim açıları karakterin psikolojisini çok iyi yansıtıyor. Başta Matt Murdock olmak üzere bütün karakterlerin hayatında gerçek bir tehdit olmayı başarıyor Fisk.

Fisk

Matt Murdock’ın yer aldığı sahneler hoş detaylar ile süslenmiş. Özellikle kilise sahnelerindeki dini ve çizgi roman göndermeleri bilenler için durumu çok daha etkileyici kılsa gerek. İnancını kaybeden Matt’in yalnızlığını, öfkesini ve ayağa kalkışını Charlie Cox’un en iyi performansına ulaştığı sezonda izlemek çok keyifli bir deneyimdi. Halihazırda çektiği sıkıntıların yanı sıra annesinin, biraz klişe bir şekilde kendisini yetiştiren Rahibe Maggie olduğunu öğrenen Matt’in aynı zamanda Fisk’in nefesini sürekli ensesinde hissedişi ‘seni yendim!’ feryadını çok daha dolu kıldı ve karakterin ruh haline seyirciyi de ortak etti. 3 sezon sonunda Fisk’i birlikte yendik.

Ana anlatımın yanı sıra, devamlılığına önem verdiğim konular üzerinde durulduğunu görmek beni mutlu etti. Örneğin kostümün nasıl bu kadar iyi taklit edildiği izleyiciye açıklandı. Öte yandan Daredevil’ın ilk iki sezonda bir kahramanın yapması gerektiği gibi insan hayatına önem vererek hareket edişi, bu sezon yaşadığı sarsıntılı ruh halinin yanında işlenen konulardan birisiydi ve bunun üzerinde durulduğunu görmek bir Daredevil okuyucusu olarak beni mutlu etti.

MV5BMTU1MzMzMTg0Ml5BMl5BanBnXkFtZTgwMzA3ODk0NjM@._V1_SX1500_CR0,0,1500,999_AL_

Çizgi romanlarda Bullseye, Daredevil’ın hayatında bulunan birçok kişiye zarar vermiş bir karakter. Karen Page de bunlardan biri. Kendisine ayrılan bölüm öncesinde Poindexter’ın peşine düştüğünü ve Karen’ın çizgi romanlarda hayatını kaybettiği kilisede saklandığını görüyoruz. Bölüm sonunda Karen’ın Matt’in ellerinde can vereceğinden çok emindim. Karen’ın geçmişinin anlatılarak derinleştirilmesi ne kadar doğruysa, yapılan ters köşe o kadar yanlış. Karen Page’ın ekran süresini doldurduğunu düşünüyorum.

Bilmiyorum, sizler de bu durumdan muzdarip misiniz ama Deborah Ann Woll’un sürekli ağlamaklı bir şekilde rol kesmesi benim içimi şişirdi. Karakter, duygusal olmasını gerektirmeyecek sahnelerde bile ağlamaklı bir şekilde geziyor. Ya senaryo böyle yazıldı ya da Deborah Ann kötü bir oyuncu. Ağlama artık annem.

Karen Page

Foggy Nelson da geri kalan diğer isimler gibi Wilson Fisk’in nefesini hayatında hissediyor. Ailesini korumak ile doğru olanı yapmak arasında kalan Foggy’nin bu sezon ulaştığı seviye karakterin gelişiminin ne kadar iyi yazıldığını gözler önüne seriyor. En yakın arkadaşının ölümünden etkilenişi izleyiciye verilse de Matt’in ortaya çıkış sahnesi kötü yazılmış. Bu sahnede Elden Henson’dan Foggy Nelson’ı göklere çıkararak, daha duygu dolu bir reaksiyon göstermesini beklerdim. Ofiste bulunan herkesi öldüren Poindexter’ın suratına yumruk atan Nelson’ı sadece bayıltmak ile yetinişi ise karakteri hayatta tutmak için akla gelen en ucuz yol.

Matt Murdock’ın tek planlık ve 10 dakika uzunluğunda olan hapishaneden kaçış sahneleri uzun zamandır izlediğim en sürükleyici aksiyonlardan birisiydi. Charlie Cox’un rolüne gösterdiği titizliğe hayran kaldım. Bu sahnelerde kullanılan renkleri de unutmamak gerek.

Dp8Kc0XWkAAPeot

Aynı şekilde Poindexter’ın eline aldığı maddeleri kullanış şekli çok akıllıca kurgulanmış. Bir yerden sonra Daredevil ile Bullseye’ın karşılaşmaları ‘eline ne geçiyorsa fırlat’ temasına geçse de aksiyon dozu yüksek ve izlemesi zevk veren sahnelerdi. Sezonun genelinde ise önceki sezona göre daha sakin bir tempo hakim. Hikaye gereği sahnelerin birçoğu kapalı mekanlarda geçiyor fakat bazı aksiyon sahnelerinin açık alana taşınmasını isterdim.

Aklıma takılan bir konu var; Elektra nerede? İlk bölümdeki replikten sonra Matt’in Elektra’yı merak ettiğine dair herhangi bir şey göremiyoruz. Sezon sonunda bile Elektra’nın hiç varolmamış gibi davranılması tuhaf.

Daredevil’ın 3. sezonu kimi karakteri tazeleyerek, kimi karakteri ise anlatıma dahil ederek vedaların en güzelini yapıyor. Belki bir gün, kaliteli eserler üretmek isteyen bir grup insan Walt Disney’i ikna eder de Daredevil’ı geri döndürür ve biz uzun uzun inceleme fırsatı buluruz. 

CADDE NOTU: 8.0/10

Nelson, Murdock & Page

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s