Kelly Sue DeConnick’in vizyonu ile modern Marvel Comics içerisinde önemli bir yer elde eden Carol Danvers, beyaz perdede 8 Mart’ta karşımıza çıktı. Filmin başrollerini Brie Larson, Samuel L. Jackson ve Jude Law paylaşıyor. Yönetmenlik koltuğunda ise Anna Boden & Ryan Fleck ikilisi oturuyor.

İnceleme

STAN LEE & STEVE DITKO

Stan Lee’nin hatırlanması, onurlandırılması çok güzel bir davranış olsa da Stan Lee ile aynı sene hayatını kaybeden Steve Ditko’yu yine görmezden gelmek büyük bir terbiyesizlik. Jack Kirby olaylarına hiç girmiyorum ama bu eserler, özellikle de Spider-Man üzerinde Steve Ditko’nun emeği sanılandan çok daha fazla. Walt Disney ile Marvel Stüdyoları yine popüler olanın değerini bilse de iki isim de kalbimizde.

BRIE LARSON & CAROL DANVERS

Oscar ödüllü oyuncu Brie Larson, kostümün içerisinde nasıl poz keseceğini çok iyi biliyor. Carol Danvers’ın en zor durumlar içerisinde bile asla kaybetmediği konuşma arzusunu izleyiciye yansıtmayı başarıyor. Karaktere yazılan diyaloglar ise mesaj verici bir iki sahne dışında ‘Heroes Journey’ klişesinin çok ötesine geçemiyor.

Carol Danvers’ın geçmişine ait anılar, hikayenin kilit noktalarına etkili bir şekilde hizmet ediyor. Bu sahnelerin lineer bir şekilde yerleştirilmemesi, kurgu masasının bir film üzerinde oluşturabileceği pozitif etkiyi gösteriyor. Filmin Danvers ailesi yokmuş gibi davranması ise anlatımın bütünlüğüne zarar veriyor.

Carol Danvers’ın karakter motivasyonunda birtakım sorunlar var. Film boyunca anılarının peşinden koşup, gerçeği öğrenen ve bir kahraman haline gelen Captain Marvel’ın Supreme Intelligence’ın lafına kalmadan kafasında bulunan çipi söküp atarak, kendi başına zincirlerinden kurtulmasını isterdim. Ek olarak, Carol Danvers’ın 11 yaşında bir çocuğu olan Maria Rambeau karakterini kendisiyle birlikte tehlikenin içerisine sürüklememesi kahramanlık felsefesi ile daha uyuşan bir düşünce olurdu.

Brie Larson – Carol Danvers

SKRULL & KREE

Sinematik evrenin Thanos’a kadar ‘ana kötü’ problemi yaşadığı bilinen bir gerçek. Ultron, Mandarin, Malekith ve daha birçok yüzeysel ‘kötü’ karakter, tembel senaryoların kurbanı oldu. Keza diğer Walt Disney filmleri de -örneğin Star Wars- bu konuda sıkça eleştiriliyor. Yazarların aynı hataya düşmeyip, yaşadığımız evren içerisinde sadece siyah ve beyazın olmadığını, gri tarafların da var olduğunu hatırlaması güzel. Filmin yaptığı bu iyi ters köşe, Skrull’ları gözümüzde farklı bir konuma çekerek karakterleri yüzeysellikten kurtarıyor. Bu sahneleri Ben Mendelsohn canlandırdığı Talos karakteri sırtlamayı başarıyor.

Dikkatimi çeken başka bir konu, filmin bize Kree’lere dair pek bir ipucu vermediği. Verilen detaylar, gösterilen bir şehir ve ekibin amacından çok öteye geçemiyor. Çizgi romandan gelen bilgiler ile filmin alt metnini dolduran kitle için bu durum herhangi bir sorun teşkil etmese de genel izleyici kitlesi için Kree ırkı tekdüze bir oluşumun ötesine geçemiyor.

Ben Mendelsohn – Talos

AKSİYON & TEMPO SORUNU

Genel olarak, filmin dramatik ve eğlence anlatımlarını iyi karıştırdığını kabul etsem de ani geçişler anlatımın dengesini bozuyor. Örneğin, Carol’ın bugüne kadar yüzlerce Skrull’ı öldürdüğü için ağlamaklı bir şekilde özür dilediği sahnenin hemen sonrasında, pop müzik eşliğinde şakalar yaparak bugüne kadar birlikte savaştığı ekibini tokatlaması, filmin yaratmak istediği insani duyguların etkisini biraz zedeliyor.

Filmin ilk yarısında, güçlerini bulunduğu mekan içerisindeki maddeler ile etkileşime geçerek yaratıcı bir şekilde kullanan karakterler, kendilerini son yarım saat özelinde ise tamamen görsel efektlerin çok baskın olduğu bulanık bir aksiyon curcunasında buluyor. Fakat bu büyük bir sorun değil çünkü süper güçlerin bir noktada yansıtılması gerek. Sadece bu filmin belirli bir noktası yerine genele yayılabilir.

JUDE LAW & MAR-VELL

Filmin çizgi roman okuyucuları için güzel bir ters köşesi vardı. Jude Law’ın Mar-Vell çıkmaması, Carol Danvers’ın anılarında etkin bir rol oynayan Wendy Lawson karakterini hikayenin merkezine çekerek Carol Danvers’ın gelişimine katkı sağlıyor.

Filmin bu ters köşesinde Jude Law’ın hayat verdiği Yon-Rogg karakteri büyük bir rol oynuyor. Usta oyuncunun performansı ile ayakta kalan karakterin, akıl hocasından çaresiz bir adama dönüş süreci filmin karakter bazında başardığı en iyi işleyişlerden.

Jude Law – Yon-Rogg

PINAR TOPRAK

Fortnite ve Krypton’un ardından besteci Pınar Toprak’ı Marvel Sinematik Evreni’nin ilk kadın kahraman filmi olan Captain Marvel’da görmek çok sevindirici. Başarılarının devamını diliyoruz!

NICK FURY

Filmin komedi tarafını Nick Fury sırtlıyor, karakterin Coulson ile birlikte acemilik yıllarının filmin işlediği konulardan bir tanesi olması güzel. Böylece ikilinin geçmişine ait soru işaretleri biraz olsun yanıt buluyor.

Nick Fury’nin kayıp göz hikayesinin kedi görünümlü bir flerken’e bağlanması ise sadece karakterin içini boşaltmıyor, aynı zamanda sinematik evrenin bütünlüğüne de zarar veriyor.

Samuel Leroy Jackson – Nick Fury

Kısacası Captain Marvel, Carol Danvers’ın köken hikayesini yan karakterlerin farklı bakış açılarını kullanarak anlatan, küçük detayların bütünü olumsuz etkilediği noktalara rağmen kendi içerisinde tutarlı ve özenle kurgulanan akıcı bir yapım. Daha fazla ilham verici karakteri beyaz perdede görmek dileğiyle.

CADDE NOTU: 7.0/10

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s